Kardiyovasküler Cerrahi

Aort Stenozu

Aort kapağının kireçlenerek daralması sonucu egzersiz intoleransı, bayılma ve nefes darlığına yol açan kapak hastalığı.

Aort stenozu, sol ventrikül çıkış yolundaki aort kapağının daraldığı ve sol ventrikülden aortaya kan akışının engellendiği valvüler bir kalp hastalığıdır. Yaşlılarda en sık görülen kapak hastalığı olup 75 yaş üstü popülasyonun yaklaşık yüzde 3-5'ini etkiler. Kalsifik aort stenozu en yaygın formdur; konjenital biküspid aort kapağı gençlerde erken kapak kalsifikasyonuna zemin hazırlar.

Aort kapağı yaprakçıklarında kireçlenme ve kalınlaşmayla kapak alanı daralır; normal 3-4 cm²'den şiddetli darlıkta 1 cm²'nin altına iner. Sol ventrikül bu direnci aşmak için basıncını artırır; zamanla hipertrofi gelişir ve ilerleyen dönemde dilatasyon ile sistolik yetmezlik ortaya çıkar.

Klasik semptom triadı göğüs ağrısı (efor anginası), baygınlık ya da bayılma hissi (senkop) ve efor dispnesidir. Bu belirtiler ortaya çıktığında prognoz önemli ölçüde kötüleşir; tedavi edilmezse ortalama yaşam beklentisi 2-5 yıla iner. Bu nedenle semptomatik şiddetli aort stenozu acil değerlendirme gerektirir. Aort kapağının üzerinde işitilen sert sistolik ejeksiyon üfürümü karakteristik fizik muayene bulgusudur.

Tanıda ekokardiyografi kapak morfolojisini, gradyan değerlerini ve kapak alanını ölçer. BT skorlaması kalsifik yükü değerlendirir. Koroner anjiyografi eşlik eden koroner hastalık ve cerrahi planlama için yapılır. Egzersiz testi semptom değerlendirmesinde yardımcı olabilir.

Tedavide açık kalp ameliyatıyla yapılan aort kapak replasmanı uzun yıllardır altın standart olmuştur; biyolojik ya da mekanik protez kapak seçimi hastanın yaşına ve yaşam tarzına göre yapılır. Cerrahi riski yüksek ya da opere edilemez hastalarda transkateter aort kapak implantasyonu minimal invaziv bir alternatif sunar. TAVI endikasyonları giderek genişleyerek orta ve düşük riskli hastalara da uygulanmaktadır. Medikal tedavi yalnızca semptom yönetimine yöneliktir; hastalığın ilerlemesini durdurmaz.

Hastalığın tanı ve tedavisinde multidisipliner yaklaşım büyük önem taşır; uzman hekim değerlendirmesi, uygun görüntüleme ve gerektiğinde biyopsi ile kesin tanı konulduktan sonra hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve hastalığın evresi dikkate alınarak bireyselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturulur. Erken tanı ve zamanında müdahale komplikasyonları önlemede ve tedavi başarısını artırmada kritik rol oynar. Tedavi sonrası düzenli takip nüks ya da komplikasyon gelişiminin erken saptanması için zorunludur; hastanın tedaviye uyumu ve yaşam tarzı değişikliklerine katkısı uzun vadeli sonuçları doğrudan belirler.

Hastalığın tanı ve tedavisinde multidisipliner yaklaşım büyük önem taşır; uzman hekim değerlendirmesi, uygun görüntüleme ve gerektiğinde biyopsi ile kesin tanı konulduktan sonra hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve hastalığın evresi dikkate alınarak bireyselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturulur. Erken tanı ve zamanında müdahale komplikasyonları önlemede ve tedavi başarısını artırmada kritik rol oynar. Tedavi sonrası düzenli takip nüks ya da komplikasyon gelişiminin erken saptanması için zorunludur; hastanın tedaviye uyumu ve yaşam tarzı değişikliklerine katkısı uzun vadeli sonuçları doğrudan belirler.